1
Uyandı ve odasına bakındı takvim 3412 yılının mart ayını gösteriyordu. Dünyada bir dolu savaş sonrası medeniyet eskisi gibi bir hâl almış sokaklarda bir dolu açlık, sefalet yoksul ve sefil hayatlar baş gösteriyordu. İnsanoğlunun marsa yerleşiminin beş yüzüncü yılı kutlanıyordu. İşte böyleydi bir yanda sefil uçurumlar bir yanda ise göğü delen arşa yükselen yapılar. Sınıf ayrımı hiç bu kadar fiziksel olmamıştı. Dünya ilk gelişim evresini tamamlamıştı. Artık kaynakların tamamından yararlanabiliyorduk. Doğa olayları artık lehimize dönüyor ve bize enerji veriyordu. Ama yine de doyumsuzduk yetmiyordu. Doymuyorduk, susmuyorduk ve hep istiyorduk. Bunu atalarımızın günahı olarak çekiyorduk. Bir kere bize muhakeme ve algılama becerisi verilmişti. Bu iki lanet önce güzellikler hediye ederdi. Mutluluk gibi sevgi gibi tatlı gibi... İşte uyuşturucunun enjeksiyonu güzel bir şekilde yapılır. Sonra ise insanlar yoksunluğunu yaşardı. Hep daha mutlu olmak ister hep sevilmek isterdi. Yoklukları ise zıtlıklar ile hileleri ve kötülükleri doğururdu. Tüm suç var olmaktı. Aslında var olmasak tüm bu güzel şeyler olmazdı. Bunlar olmasaydı olmayışlarından canlanan duygular kaotik bir dünya yaratmazdı. Tüm suç farkındalık , bilmek ve tatmak. Sevgi olmasaydı nefret hiç doğmazdı. Ratlay , bir yıl önceki olayların muhakemesini yapıyordu. Neden aile böyle dağılmıştı. Onların ailesi olan Kazoröz hanesi 50 oligarşik yapıdan biriydi. Babası Kont Ülger dışında aileden kritik olan da yoktu . Normal halk demokrasiyle aileleri belirlerdi. Seçimle gelenler ise 50 aile sınırında tutulacak şekilde belli konumlara hükmeder ve belli bir ordu gücüyle silah gücüne sahip olurdu. Ancak her ailenin kendi iç dinamikleri , yönetim anlayışları farklı ve her birinin farklı nitelikleri vardi. Meristokrasi ise bu ailelerden kritikler olarak seçecekleri insanları ailelerin öz kazancına göre seçerdi. Öz, en fazla insanın bir yaşam sürüp öldükten sonra yaşamının kalitesine göre bıraktığı kan cevheriydi. Çeşitlilik, öğrenme ve ahlak bakımından en zengin olanların kanındaki öz sarı renkte olurdu. Sonra sırasıyla beyaz ve siyah renkler olurdu. Aileler, ataları öldüklerinde bu özü alaşım yoluyla maddeleştirirdi. Evlerdeki enerjilerin çoğu bu alaşımlara bağlıydı. Ancak bu özün tek kaynağı elbette insan değildi. Kitaplar, bazı tablolar, hayvanlar, halkın toplu kan döktüğü enerji çukurları, özün yayılmış olduğu doğa ve dağıtım merkezi olan yıldızlar da özü bünyesinde barındırırdı. Seçilenler en fazla inisifiyatif alabilecek olanlardı. Ayrıca en güçlüleriydi.Ancak kritikleri meriktokrasi evresinde belirleyen halkın içinden lahman dedikleri 15 kişilik belirli akil ve yaşlı gruptu. Kazaröz hanesinin arması geyik boynuzuydu. En önemli özellikleri ise analitik yapıları ve zekice hamleleriydi.
2
Anlam vermek yumurtayı döllemektir.
Yatağına düşüncelerini bırakıp kalktı. Ardından sol omzuna aşınmış zırhını taktı. Sağ eline de eldivenini yerleştirdi. Yanındaki üç yakın savaşçısı Lerno, Kalpes ve Heryon'a hazırlanmaları için sinyal yolladı. Gözü odasındaki tablosuna ilişti. Bu Dünyevi Zevkler Bahçesi'ydi. Üzerinde çok durmadı. Düğmeye bastı. Kapısı aralandı. Koridordan yavaş adımlarla geçti. Babasının ona verdiği 50 kişilik bir takımın başıydı. Ancak ordusunu görevlerde hemen hiç kullanmazdı. Geçitte takım üyeleri onu selamladı. Sonra onu Heryon karşıladı biraz telaşlıydı
- Lordum, size Güney Larniya'dan bir çağrı var. Orada lanetliler tarafından saldırılar olduğu duyuluyordu. Bu çağrı topu buyrun. Çağrı topu bir dokunmayla projeksiyon vazifesi görüp Güney Larniya lordu Kazzel'in simülasyonunu yansıttı lord korkmuş bir vaziyette
- Lord Ratlay ! Kapurgan Beyi altın noktanın son varisleri tıpkı güney renkleri gibi kan deryasına döndü babanızla ittifak halinde olduğumuzdan siz lordumdan yardım talebimi ona iletmenizi istiyorum. Kaleme kısa zamanda 200 kişilik bir ekip ulaştırabilirseniz yardımlarınızı Güney Larniya unutmayacak.
Ratlay , harekete geçmek istedi ancak önce bu durumu babasına bildirmeliydi. Kendisi kaşiflik yapacak ardından destek kuvvetlerin gelmesi için çağrı yapacaktı. Yine de babası Kont Ülger her adımı bilmek isterdi. Geçici bir dönem kritik olmuştu. Şuan ise ileri düzey oligarşilerden birinin başıydı. Ketumdu ve kestirilemezdi. Derhal bir drone ile durumu babasına uçurdu. İletişimin çok hızlı olduğu bu çağda neden haberleşme yavaşlamıştı? Sebep tüm kanalların işgal edilebilir olmuş oluşuydu. Artık yeni bir ortaçağ teknoloji içerisinde yeşermişti. Bu sefer iman edilen ise kurguların değil olguların kendisiydi. Ratlay'a cevap iki saat sonra geldi. Babası ona asla yardım etmemesi gerektiğini eğer böyle bir durum olursa kendi bölgesini zaafiyete uğratacağını söylüyordu. Ancak Ratlay yardımına ihtiyacı olanlara sorgusuz yardım ederdi. Hele de müttefik olduğu ve bir sözle toprakların yandaş olarak bağlandığı şartları düşünürsek duramazdı. Yanına en yakınlarını aldı. Hava trafiği yoğundu. Hem de göze batabilirlerdi. Demir ormanlardan gitmek tehlikeliydi ama en hızlı ulaşım da şimdilik orasıydı. Bir karar verdi ve hız atlarına bindiler. Bu atlar fiilen canlı değildi. Ancak yapay zekalarından dolayı hisleri ve davranışlar gerçeklerinden çok farklı değildi. Ratlay, omurilik bölgesine karşılık gelecek yerden tüy boyutunda bir bakır cevheri çıkardı. Atının ağzından içeriye bıraktı. Bu enerji onu Güney Larniya'ya kadar ancak götürebilirdi. Adamları da kendilerine ödenen dijital cevherleri atlarına aktarım olarak sunmuşlardı. Ratlay , hariç diğerlerinin atlarının enerjisi kritiklerin ve oligarşilerin yaptığı hayalî cevher sözleşmelerine bağlıydı. Kritikler, dilerlerse bu enerjiyi kesebilirlerdi. Ancak daha önce böyle olaylar antlaşma zedelenmesi olacağından hiç yaşanmamıştı. Yola koyuldular. Güney , bir gün batımı kızıllığında gözlerine dağların yüksekliğinden küçücük görünüyordu. Yolculuk tahminen iki gün sürecekti. Heryon gevezeliklerine başlamıştı bile. Büyükçeydi. Hepsinden iriydi. Hızlı değildi. Sırtında iki adet ateşli jilet kılıç vardı. Lerno, her zamanki ketumluğundaydı. Kaşında bir kesik vardı. Uzun bir mızrak kullanırdı. Ancak bunu küçük bir odun parçası gibi cebinde taşırdı. Ratlay'ın en yakınıydı. Kalpes ise yolda örnekler ve izler topluyordu. Hep diğerlerinden önde giderdi. Belinde avcılarda bulunan seri çelik fırlatan silahlardan vardı. Bu silahlar aynı zamanda durum bildirme özelliği taşıyordu. Dördü birden karanlığa varmadan evvel gülüp eğleniyorlardı. Ratlay , düşünceliydi ama o da kendini Heryon'un esprilerinden alamıyordu.
3
Hiç olmasaydık hiç olmak bir kaygı olmayacaktı
İnsan yaşamı için meydan savaşlarını robotlar yapardı. Tarafların kazanma kaybetmeleri sonucu da bir can kaybı olmazdı. Bunlar sözleşmeler ve antlaşmalarla desteklenmiş şeylerdi. Öyle ki bir futbol müsabakasına benzer şekilde alanlarda savaşlar yapılırdı. Ulus kavramları şekil değiştirmiş yerini klan kavgaları almıştı. Toplumlar belirli klanlara üye olmak zorundaydılar. 20 millet vardı her milletin de kendi içinde bir siyasi yapısı vardı. Ratlay'ın ülkesi Tardeka içinde bulundurduğu oligarşik yapıların yönetimi içersinde eyaletler sistemi ile yönetiliyordu. Kendi içersinde yoğun bir otorite savaşına müsait bir iklimi vardı. Tardeka ise 6lı koalisyon ülkelerinin bulunduğu Fayra'nın kurucu üyelerindendi. Kalan 14 milletin 9u Yenki'ye 5'i ise Lafahari'ye üyeydi. Ratlay, demir ormanlara doğru at sürerken aklı bir gün bu dünyayı ortak bir şeyler etrafında birleştirme ve barışı sağlama düşüncesiyle meşguldü. Ortalama bir hızla gidiyorlardı. Hayli yol almışlardı. Demir ormanların girişine 300 km kadar -yani atların 1 saatlik yolu kadar- zaman kalmıştı. Kalpes , hızla onlara doğru dönüp geliyordu. Telaşlıydı. Derhal atını durdurdu. Ratlay:
-Ne oldu?
Kalpes:
- Beyim, bir düzine hayduta rastladım. Dilerseniz yolu degistirelim. Yolu tuzaklıyorlar ve gördüğüm sayının fazlası da olabilir. Emirleriniz nedir?
Ratlay :
- Hızından ve izciliğinden dolayı en arkamızda sen kal biz yine aynı yoldan devam edelim sen ise bizi kaçabileceğin bir uzaklıkta izle. Bu haydutları sorgulamak istiyorum. Hem demir ormanlar hem de güncel söylentiler hakkında kulakları delik olan vahşi şeyler... Siz ikiniz Lerno ve Heryon... Heryon uyuklama beni takip edin.
Heryon ve Lerno baş salladı.
Kalpes :
-Emredersiniz beyim.
10 km sonra tuzak yapılan yerin ortasındalardı. Haydutlar, bir fişek attılar ve yaklaşık 25 haydut etrafı sardı. Haydut başı olduğu belli olan bir yarma öne atıldı:
-Haydi şunların kanlarına kaşık vuralım.
Üç arkadaş birbirine sırtlarını dayadı. Kalpes ise okunu onlara zarar gelme ihtimaline karşı gerdi. Haydutlar, durmadılar ve saldırdılar. (Savaş anı betimlenebilir.)
4
Boşlukta yaşayanlar boşluğa doluluk verir.
On dakika sonunda haydut reisi dışında on bir adamın ölüsü toprağın üzerinde serili bir şekilde soğuk havadan mıdır bazılarının kanı havaya karışırken siyasımsı bir hiç buharı havayla temas ediyordu. Yalvarır gözle bakan haydut başına Ratlay yöneldi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder